Delicesine (Dr.Fatma Kudal KOÇ)

19.07.2010
Trabzon
www.giresunlularder.com

 

 

İnsan yüzeylikten derinlere doğru dalarak yaşamasını bilmeli!Delicesine çocuk olmalı,delicesine şarkı söylemeli,delicesine şiir okumalı,delicesine kitap okumalı,delicesine sevebilmeli,delicesine işine işine bağlı olmalı,delicesine soru sormalı,sorgulamalı,delicesine düşünebilmeli,delicesine başarabilmeli.Hayatının her anını bilerek,farkederek,boyun eğmeden yaşamalı olup bitenleri.Delicesine en iyisini yapabilmeli,delicesine sorumluluk alabilmeli,kendisini riske atabilmeli,bazen delicesine başaramayabilmeli.Çok çalışmalı,girdiği yolu,ideallerini belirlemeli,ayağının çakıl taşlarına takılabileceğini,tökezleyip düşebileceğini ama her yolun bir sonu olduğunu bilebilmeli.Başaramamaında acısını delicesine yaşayabilmelidir...


Delicesine sevmeli! Bir çiçeği,bir ağacı,akan suyu ya da yeni doğmuş bir bebeği delicesine sevebilmeli.Yani insan yaşadığı başarısızlıklara,çektiği acılara takılarak yaşamamaı.Acılarımızın geleceğimize yön vermesine engel olabilmeli,güçlü olabilmeliyiz.


Delicesine acılarımız olmalı,hedeflerimiz delicesine olmalı ki,çalışmaktan bedenimiz yorulsun,düşünmekten zihnimiz bulansın.Toplumun içinde delicesine yaşarken karşı tarafın da yaşama özgürlüğünü unutmadan sınırlarımızı bilerek yaşamalıyız..Nerde olduğumuzu,kim olduğumuzu,ne yaptığımızı,niçin yaşadığımızı,yaradılış gayemizi bilerek yaşamalıyız.Boşa geçmemeli bir ömür;depresif,içe dönük olmamalı insan. Bildiklerini, duygularını, deneyimlerini, sevgilerini, özlemlerini paylaşabilmeli.İnsanın önce insanı sevebilmeyi öğrenmesi gerekir, yaradanın yarattığı herşeyi öncelikle sevebilmelidir.Şüpheci, acabacı,korkarak,tereddütlerle dolu dolu bir hayat!Güvenin saygının,sevginin olmadığı bir hayat!Sonucu problemli,başarısız bireyler toplumu.


Her kadın delicesine anne olmalı, her erkek delicesine baba olabilmeli, Baktıkca çocuğuna,büyüyüp geliştiğini gördükçe bebeğinin;Allah'ım bu benim mi,Sen bunu bana mı verdin,bu mucize benim mi diyebilmeli.Şükretmeyi unutmadan,gerçek şu ki; her şeyin sahibi Allah-u Teala'dır.


İnsan otuzlu yaşlarından korkmamalıdır. Otuzlu yaşlar insanın ruhen Ağrı dağının tepesine tırmandığını hissettiği yaşlardır.Beden,ruh oturmuş; insan fiziken kendini bulmuş,hedeflerinin pek çoğuna ulaşmış, anna-baba olmuş,ya da olacak;yeniden başlangıçtır otuzlu yaşlar..
Delicesine yemek yemeli insan,ama delicesine de yememeyi öğrenmeli.Otuzlu yaşlarda ne yiyip içtiğimizin ne kadar uyuyabildiğimizin farkında olabilmeliyiz.Şekerden(karbonhidratlardan),tuzdan delicesine uzaklaşmalıyız.Gerekirse bir uzmandan yardım almalıyız.Son olarak insan otuzlu yaşlardan sonra delicesine yürümeyi sevmeli,delicesine genç olabilmelidir.
Bunu yazmadan duramıyorum; moda denen şeyi biri bana anlatabilir mi?Ben Anadolu kadını gibi giyinebilmeliyim.Annenin pazen ya da basma fistanını giyebilmeliyim.Şöyle kolları uzun,yakası yuvarlak,beli lastikli,eteği uzun fırfırlı,rengarenk,bahar dalları gibi.


İnsan kendi bedenine,kilosuna boyuna uygun olanını giyer.Giyimimiz ruh halimize göre değişebilir;görsellik güvenin ifadesi olabilir.Ne varki giyinirken inançlarımızı,geleneklerimizi,göreneklerimizi,örf ve adetlerimizi de düşünmeliyiz. Kısacası ben alışverişe çıktığımda kiloma,boyuma,mesleğime uygun;rahatlıkla giyebileceğim kıyafet bulmakta zorlanıyorum.Bizim folklorümüz, kültürümüz, bahar dalları pazenlerimiz, dünyayı ayakta alkışlatacak kadar güzeldir.Yeterki özgüvenimiz olsun.Başkaları bize sunduğu için değil,biz ne istediğimizi bilelim artık.Modernlik,çağdaşlık çok okumaktır,çok bilmektir.Modern insan,iyi insan gelişmiş insandır.Ne kadar alışmışız birileri bizim için düşünsün,üretsin,bize pazarlasın sunsun,satsın.Tertemiz sabun kokulu,gül kokulu kıyafetlerimiz,iki örüklü saçlarımız vardı..Lokantalarımız Restorant oldu,sokaklarda yabancı tabelalar, her şeyimiz yabancılaşıyor,bizi bize yabancılaştırıyorlar..


Kars'ın kaşarı, Diyarbakır'ın kadayıfı,Urfa'nın çiğ köftesi, Trabzon'nun lahana sarması, Bursa'nın iskender,daha sayamadığım pek çok lezzetler.Biz bu zengin kültürün sevgi-hoşgörü dolu çocuklarıyız.Biz Çanakkale savaşını;İstiklal harbini kazanmış bir milletin torunlarıyız.Kimse bizim sevgiyle-hoşgörü ile birlikte elele yaşama duygumuzu,kardeşlik duygumuzu azaltamaz.Ardahan'dan Edirne'ye Diyarbakır'dan Aydın'a tüm kardeşlerimizi,annlerimizi, teyzelerimizi, dedelerimizi sevgiyle selamlıyorum. Bence artık herkesi,bir an önce delicesine kardeşlik türküleri söylemeye davet ediyorum.


Şükürler olsun Allah'ıma
Bunca şeyi verdiği için bana
Bir çift göz vermiş, görüyorum
Bir çift ayak vermiş yürüyorum...diye başlamış şair.Ne güzel ifade etmiş değil mi?Ben de diyorum ki bir bardak su içebilmenin mutluluğunu hiçbir şeye değişmemeli insan!
Sağlıkla kalın

Dr.Fatma Kudal KOÇ
Kemik Hastalıkları Hastanesi Acil Servisi

www.giresunlularder.com