Hayata Dair (Dr.Fatma Kudal KOÇ)

10.06.2010
Trabzon
www.giresunlularder.com

 

 

Hayat; içinde pek çok kavramlar barındıran kocaman bir boşluktur aslında. Kişiler kalabalıklar içinde yalnızdır da. Her kelimenin bir zıt anlamlası ya da bir eşdeğeri vardır. Acının zıt anlamı mutluluk: sevmek ya da sevmemek (nefret etmek) ağlamak ya da gülmek gibi pek çok kavramları barındırır. Hayat içerisinde iyi olan şeylerin karşılığı kötüdür genellikle. Acaba diyorum insan hayata biryerden başlamalı. Başlarkende neyi seçeceğini iyi bilmeli; klavuzu da hep iyi olan kavramlar olmalı. Kötülüğü değil de iyiliği seçebilmeliyiz. Biz aslında “İyilikle” yaratılmışız. Kötülüğü insanlar kendileri seçer ya da yaratır. İnsan sahip olduklarının farkına varabilmeli; hep daha fazlasını istemek hırsı başarısızlığa sürükler insanı. Kendimce bir şeyler yazabiliyorum ama hiçbir zaman dünyaca ünlü bir yazar olamam; ya da dünyaca ünlü bir ressam olamam; yeteneklerimin, yapabileceklerimin sınırlı olduğunun farkındayım.

Her insan farklı farklı rollere, sorumluluklara, görevlere sahiptir; öyle yaratılmıştır bu hayatta her canlı çok önemlidir. Her canlının birbirine ihtiyaçları vardır. Biz insan olarak maddi-manevi tüm kazanımlarımızı paylaşabilmeliyiz. Tüm varlığımızı kendimiz için kullanmamalıyız. Bir varlık kelimesi kanımca maddiyat dünyası değil ellete bilgilerimiz, tecrübelerimiz, duygularımız olmalı. Hep benim olsun, hep ben bileyim, en iyi olayım duygusunu hiç anlamlandıramıyorum. Birey toplumsallaşmadıkça sosyal hayatın içinde olmadıkça hep yalnızdır. İnsanların büyüklüğü yaşadıklarından, yaptıklarından, paylaştıklarından, geriye bıraktıklarından belli olur. Maddiyatımızı kaybedebiliriz ama paha biçilmez maneviyatlar bırakabiliriz arkamızda. Doğup büyüdüğümüz yerler küçük olabilir ama o küçük yerlerden büyük yerler çıkabilir. “Giderken yeri doldurulamayanlardan” olmalı insan.

“Hep benim olsun” duygusundaki boyutu belki de toplumumuzda gelir dağılımımızda uçurumlar yarattı. Bir ailede iki arabanın olması; farklı şehirlerde yazlık evlerimizin bulunması kocaman bencillik değil midir? Bir ayakkabı yerine 3-5 tane olması çocuğumuza aldığımız sayısız oyuncaklarla, kıyafetlerle toplumsal adaletsizliği biz yaratmıyor muyuz? Şuradan birkaç kilometre yol aldıkmı ayakkabısı olmayan çocukları göremiyor muyuz?. “Komşusu açken tok yatan bizden değildir” sözü duygularımı anlatmaya yeterli. Bizler paylaşmayı unuttuk, tüketim toplumu, marka toplumu olduk; bu devam ettikçe de ayakkabısı olmayan çocuklar çoğalacaktır.

“Olsa paylaşırdım” diyorsak paylaşmak istemediğimizdendir. Herkesi eşit yaşam şartlarına kavuşturamayız elbette; bu yaradılışımızlada ters olurdu. Herkes eğitimci, herkes hukukçu, herkes tabip vb. olsaydı hayatımızı sindiremezdik. Her kesimden insanlarla birlikte; yaptığımız işin hakkını vererek, severek yaparsak daha mutlu ve sağlıklı yaşama fırsatı bulabiliriz. Yaşadığımız her olayın daha iyisi olduğu gibi daha kötüsü de olabilir. Sahip olduğumuz statülerin bizlere yaradanımız tarafından nasip edildiğini unutmayalım.

Daha iyi yarınlar için hep kendi çocuğumuzun başarısı için uğraşmalıyız; her çocuk başarabilmeli. İyi beslenmek, mutlu olmak, iyi eğitim alabilmek mutlu – sağlıklı ortamlarda yaşamak her çocuğun hakkı. Bizler bu konuda duyarlı olmalıyız: Yarının bireyleri, geleceğimiz hepimizin çocukları olacak. Bugünlerde üniversitelere giriş sınavı yapılıyor; bilmem kaç parçaya bölmüşler sınavları; kavrayamadım. Sınavlar neredeyse ilkokul birinci sınıf düzeyine inecek. Böyle bir sınav sistemiyle nasıl ruh sağlığı yerinde bireyler yetiştireceğiz. Anlayamıyorum.

Ülke gündemimiz malum yoğun;

Birlik ve beraberliğimizin, birbirimize olan güvenimizin, sevgimizin, hoşgörümüzün, tahammül duygularımızın, kardeşliğimizin ve de saygımızın çoğalması dileğiyle…...........

Dr.Fatma Kudal KOÇ
Kemik Hastalıkları Hastanesi Acil Servisi

www.giresunlularder.com