|

10.06.2010 Trabzon www.giresunlularder.com
İnsanın, kendisine ve diğerlerine (insan ve yaratılmışların hepsi) tatbik ettiği kötü muamele, dengesiz güc kullanma,merhametsizlik olarak algılanabilir. Bunun da dereceleri vardır. Süreci ve ölçülebilir kriterleri açısından azdan çoğa doğru değişik olabilir. Netice itibariyle etkisi kişiden kişiye değişir. Psikolojik şiddetin yanında fiziksel şiddetin etkisi daha çok olabilir. Çeşitli açılardan şiddet sınıflandırılabilir, ama biz oralara girmeyeceğiz. Daha ziyade şiddetin toplum ve fertler üzerindeki etkileri, insanlığın geleceğine etkileri üzerinde duracağız.
Bu dünya, “Etme bulma dünyasıdır”. “Eden bulur, inleyen ölür” gibi halk arasında konuşulan sözleri çoğumuz biliriz.Yunus Emre ne güzel söylemiş “Kırma insan kalbini yapacak ustası yok”. Bunlar psikolojik şiddeti güzel ifade eden sözlerdir. Bu hareketlerin hepsi insanın ruhsal aleminde kalıcı izler bırakır. Buna maruz kalan insanlar ellerine fırsat geçince, darbe yediği kişiye veya onun yakınına, belki de milletine aynı hareketi daha fazlası ile uygular. Vazgeçip “Allah’ından bulsun” diyebilen insan bu dünyada hemen hemen yok gibidir. Özel durumlar hariç.
Şimdi, ne oldu? İnsanların güzelim dünyası berbat oldu. Gelişecek sevgi ortamı, hoşgörü kayboldu, gitti.Geriye ne kaldı? “Adam sende”, “Bana ne”, “Gemisini kurtaran kaptan”, “Altda kalanın canı çıksın”. Biri gülerken diğerleri ağlasın “Bu oluşan ortamdan istifade edeyim” diyen insan tipi ortalığı doldurur. Kalpler başka diller başka söyler. Ortam kirlenmiştir artık. Güven azalır,yarınlara karamsar bakan insanların sayısı artar. Çevremize bir bakalım aynı ortamda (apartman,mahalle,köy) birinin cenazesi var, birinin de aynı anda bir eğlencesi var. Hiç kimse kendinden fedakarlık etmiyor. Bu nasıl bir dünya. Şiddetin ilk tohumları böyle yeşeriyor.
Fiziksel şiddet, eşittir kişiler arasındaki veya topluluklar arasındaki savaş. Yaralanmalardan ölüme kadar giden dereceleri vardır. Bir insanın hemcinsine uyguladığı en ağır hakarettir. Bir başladımı sonunu getirmek mümkün değildir. Zaman zaman azalır zaman zaman da çoğalır ama hiç bitmez. Hani derler ya “kırk yıl geçse de, intikamımı aldım ya!” Olmasaydı, insanlığın geleceği için iyi olurdu ama “Akacak kan da damarda durmaz” derler. Aslında bunların da temelinde düşünce farklılıkları vardır. Çarpışan;birbirlerine olmaz fiziksel şiddeti uygulayan, bedenler değil; bedenlerin kafasındaki düşüncelerdir. Zaman zaman barış olması veya etrafın sakinmiş gibi gözükmesi ortak düşünce-ortak duygu oluşmasındandır. Dünya kime kalmış ki derler. Biz niye kavga ediyoruz? Birbirimizi niye kırıyoruz, niye öldürüyoruz? Bölüşelim –paylaşalım- kardeş olalım derler. Avrupa tarihindeki yüz yıl savaşları ve sona erdirilmesi gibi.
İnsanoğlu bugün şiddet deyince aile içi şiddeti anlıyor, eşe veya çocuğa yapılan şiddet algılanıyor. Olay o kadar basit değildir.Onun da sebepleri üç aşağı beş yukarı aynıdır. Benim dediğim olacak, kıral benim, herkes bana tabi olacak! Sınırları belli olmayan demokratik bir düşünce! Buradaki şiddet sadistlik derecesine varabilir. “İtaat et rahat et” düşüncesi bir dereceye kadar faydalı olabilir, ama nereye kadar? Esas faktör sevgisizliktir. Bu dünyanın sevgi üzerine kurulduğunu bilmemektir. Eğitim bir dereceye kadar çözüm olabilir. Akıllı insan şiddet uygulamaz ve şiddete de maruz kalmaz. “Tepme elin kapısını, teperler kapını!” Bunun yolu da çok çalışmaktan geçer. Çok çalışalım, aklımızı kullanalım. “Şeytanı görmemek için çalıyı dolaşalım!” Şiddetten yana, hiddetten yana olmayalım, birgün bunlar zaten elimizden alınacak. Akıllı ve şuurlu olalım, paylaşalım.
Kalın sağlıcakla!
Uzman Dr. Ferhat TÜRKMEN İç Hastalıkları Uzmanı Yavuz Selim Hastanesi TRABZON
|